11 Eylül’den 7 Ekim’e; Bush Doktrini’nden BOP’a
BUSH DOKTRİNİ
21’inci yüzyılın henüz birinci yılında -2001- gerçekleşen 11 Eylül İkiz Kule saldırıları tarihsel bir kırılmanın başlangıcı oldu. Bush’un Kongredeki konuşmasında işaretini verdiği “Amerika’nın savaş yüzyılı” 11 Eylül saldırıları sonrasında resmen başlayacaktı. Yaklaşık üç bin kişinin yaşamını yitirdiği El Kaide’nin New York saldırıları Amerikan emperyalizminin dünyayı şekillendirme aracına dönüştü. 18 Eylül’de ABD’ye saldırıdan sorumlu olanlara karşı güç kullanılmasına izin verilmesini kanunlaştıran Bush, içeride ve dışarıda “güvenlikçi politikalar”ı devreye soktu. “Önleyici savaş” veya “önleyici meşru müdafaa” adı altında tehditleri kaynağında kurutmayı içeren Bush Doktrini kapsamında ABD, kendisi için tehdit olarak algıladığı durumlarda kuvvet kullanımına başvuracağını, bu kuvvet kullanımı için herhangi bir fiili saldırı beklemeyeceğini duyurdu. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD, 1802 tarihli Monreo Doktrini’ni rafa kaldırarak saldırgan ve yayılmacı politikasını resmen bir hüviyete büründürdü.
AFGANİSTAN-IRAK İŞGALİ
ABD emperyalizmi 7 Ekim 2001’de Afganistan’ı Bush’un “terörizmle savaş” konsepti çerçevesinde işgal etti. Bush yönetimi 20 Eylül 2002’de yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde de önleyici müdahaleyi doktrine etti. İki yıl sonra da Mart 2013’te Irak işgal edilecekti. Bush, “Terörizmle Savaş Kampanyası” başlatırken NATO’nun 5. maddesini de işletmeye başlattı. İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler ABD’nin arkasında sıralandılar.
Bruking Enstitüsü’nde Bruce Riedel, şöyle yazacaktı: “12 Eylül 2001’de Beyaz Saray’daydım ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görevliydim. Yakın Doğu’dan sorumlu kıdemli direktör olarak görev yapıyordum. 14 Eylül’de, Bush’un İngiliz Başbakanı Tony Blair ile yaptığı ilk telefon görüşmesinde yanındaydım. Bush, Irak’ı yakında “vurmayı” planladığını söyledi. Blair afallamıştı. Bush’tan Irak’ın 11 Eylül saldırısı ve El Kaide ile bağlantısına dair kanıt istedi. Elbette, İngiliz istihbaratının bildiği gibi, hiçbir kanıt yoktu. Bush, Saddam Hüseyin’e takıntılıydı ve 11 Eylül saldırısından kimin sorumlu olduğu konusunda Amerikan halkını kasıtlı olarak yanılttı. 11 Eylül’den bir hafta sonra, 18 Eylül’de Suudi Büyükelçisi Prens Bender bin Sultan Beyaz Saray’a geldi. Bender şaşkındı. Bush’a, Suudilerin Usame bin Ladin ile Irak arasında herhangi bir iş birliğine dair hiçbir kanıta sahip olmadığını söyledi. Sonrasında Bender, Suudilerin Bush’un Irak takıntısının nereye varacağı konusunda çok endişeli olduğunu özel olarak söyledi. İstihbarat teşkilatının Irak’ın 11 Eylül veya El Kaide ile hiçbir ilgisi olmadığı yönündeki kesin sonucuna rağmen, yönetim Amerikalıların tam tersine inanmasına izin verdi.”
Ortaya atılan kitle imha silahı stoku sonradan yalan çıktı. Bush, Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Afganistan’daki operasyondan tatmin olmazken Saddam’ın devrilmesinin Ortadoğu‘da yeni bir değişim dalgasına yol açacağı beklentisiyle hareket edeceklerdi.
DOKTRİNİN ÜRÜNÜ BOP
Bush Doktrini, Amerikan emperyalizminin yönelimleri doğrultusunda adım adım pratiğe döküldü. Küresel hegemon güç, dünyaya nizam vermek için her fırsatı kolladı. Örgütleri, devletleri “terör” çuvalına doldurarak doğrudan hedef aldı. “Kurallara dayalı uluslararası sistem” söylemi rafa kaldırılmış, Amerikan emperyalizmi Orta Asya’da, Güney Asya’da, Ortadoğu’da açık müdahalelerde bulunmaya başladı. ABD için 11 Eylül saldırıları hem içeride hem de dışarıda birçok şeyin kökten değişimine sebep oldu. Amerikan toplumu güvenlikçi eksende teslim alındı. Uluslararası toplum da bu şekilde kuşatıldı.
ABD, “Bush Doktrini” kapsamında dünyanın çeşitli yerlerine müdahale etmeyi sürdürdü. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) de bu doktrinin bir ürünüydü. Ortadoğu’nun Amerikan ve İsrail çıkarları doğrultusunda dizayn etme girişimi olan BOP, Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı Conozlidze Rice’ın 7 Ağustos 2003’te Washington Post’ta “Ortadoğu’yu Dönüştürmek” başlıklı yazısıyla ifşa oldu. Proje daha sonra genişletildi. Eşbaşkanlığına da Erdoğan getirildi. 2011 kışında başlayan Arap Baharı ile proje fiiliyata döküldü. Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Suriye’deki protestolar kullanılarak rejim değişiklikleri gerçekleştirilmek istendi. Amaç ABD ve İsrail ile uyumlu siyasal İslamcı rejimler yaratmaktı. Proje tutmadı Libya, Suriye ve Yemen savaşa sürüklendi.
11 EYLÜL’DEN 7 EKİM’E…
Ortadoğu’nun kırılgan ikliminde ABD’nin bölge ülkelerini İsrail ile barıştırma girişimleri sürerken Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısı denklemi değiştirdi. “İsrail’in 11 Eylülü” olarak nitelendirilen saldırıları fırsat bilen Netanyahu, ABD’nin de desteğiyle Ortadoğu’da sonu gelmeyen savaşların fitilini ateşledi. Tel Aviv, ABD’nin istediği dönüşümü silah zoruyla hayata geçirmeye başladı.7 Ekim’in hemen ertesinde Gazze Şeridi’ne yönelik operasyon başlatıldı. İsrail bir iki ay sonra Lübnan’a da benzer bir savaş açtı. Ardından Suriye, Irak, Yemen ve İran’a da saldırılar düzenlendi. İran’a savaş açıldı, 12 günlük savaşta üst düzey komuta kademesi ve bakanla öldürüldü. Son olarak Yemen’de de geçen haftalarda Husilerin Başbakanı ve 9 bakanı İsrail tarafından öldürüldü. Savaşı Ortadoğu’nun tamamına yayan İsrail, önceki gün de Katar’ın başkenti Doha’yı bombaladı, Hamas liderlerine suikastlar düzenledi. 2003’te ilan edilen Ortadoğu’nun Amerikan ve İsrail çıkarları doğrultusunda dönüştürülmesi girişimleri adım adım işliyor. 11 Eylül 2001’den 7 Ekim 2023’e ve bugüne Amerikan saldırganlığında değişen bir şey yok.
∗∗∗
NE OLMUŞTU?
ÇAĞ DEĞİŞTİREN KANLI SALDIRI
11 Eylül 2001’de 4 uçak Usame Bin Ladin’in liderliğini yaptığı El Kaide üyelerince kaçırıldı. 2’si New York’taki İkiz Kuleler’e çarptı. 3’ncü uçak Washington yakınlarındaki Savunma Bakanlığı binasına çarptı. 4’ncü uçak yolcuların müdahalesiyle Pennsylvania’da açık alana düştü. Kongre binasının hedeflendiği tahmin ediliyordu. Saldırılarda, 19 El Kaideli dışında toplam 2977 kişi hayatını kaybetti. Kaçırılan dört uçaktaki 246 yolcu ve mürettebatın tümü hayatını kaybetti. Pentagon’da 125 kişi öldü. Bin Ladin, 2 Mayıs 2011’de Pakistan’ın Abbotabad kentinde öldürüldü.